beylikdüzü escort halkalı escort
ankara escort ankara escort antalya escort
ankara escort

Dicle Haber Ajansı

HDP’den ‘Adalet’ kampanyası: Kürt sorununun çözüm politikalarını topluma götüreceğiz

HDP’den ‘Adalet’ kampanyası: Kürt sorununun çözüm politikalarını topluma götüreceğiz
205
31 Ocak 2021 - 18:09

Türkiye’deki sorunlara dair çözüm önerilerini toplumla paylaşmak için “Adalet” kampanyası başlatacaklarını söyleyen HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan, “Mücadelenin başarıya ulaşmasında temel meselenin Kürt sorununun çözümünde olduğunu ortaya koyacağız” dedi.

Halkların Demokratik Partisi, (HDP) 1 Haziran 2020’de başlattığı Demokratik Mücadele Programı’nın ardından yeni bir kampanyaya hazırlanıyor. 1 Şubat’ta muhalefet partilerini ziyaret etmeye başlayacak olan HDP, 8 Şubat’ta partinin Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın katılımıyla yeni kampanyanın startını verecek. Kampanya öncesi muhalefet partileriyle gerçekleştireceği ziyaretlerin gündemini ise Türkiye’nin temel sorunları olan ekonomik kriz, demokrasi ve adalet oluşturuyor. Muhalefet partileriyle görüş alışverişinde bulunacak olan HDP, sorunların çözüm yollarını tartışacak.

HDP STK ve Siyasi Partilerle İlişkiler Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan, muhalefet partileriyle yapılacak olan görüşmeler ve 8 Şubat’ta başlatılacak olan kampanyaya dair sorularımızı yanıtladı.

Türkiye siyasetinde birçok kez partiler kapatıldı. Bugün HDP’nin kapatılması tartışmaları sürüyor. Bu tehditlerin nedeni nedir? Parti kapatmalar çözüm mü?

Türkiye’de siyasi iktidarlar dönem dönem isim, parti değişikliği gösterseler de Kürt meselesine dair ortak tavırları var. Kürt meselesine yaklaşım bir devlet politikasıdır. Gelen hükümetlerde devletin kırmızı çizgilerine göre davranıyorlar. Dolayısıyla hangi yönetimin geldiği, hangi partilerin iktidar olduğunun bir önemi yok. Her gelen, devletin kırmızı çizgilerini devam ettiriyor. Kürt meselesini gündemine, programına alan, demokratik çözümünü isteyen bütün partilere bir gerekçeyle kapatma davası açıyorlar. Şimdiye kadar 5 partimiz kapatıldı, bir iki partimizi kendimiz feshettik. Şimdi de yine aynı zihniyet HDP’nin kapatılmasını tartışıyor. Partinin fiziki kapatılması, isminin, tabelasının değiştirilmesi bize bir şey kaybettirmez. Aksine hükümetin demokrasi konusunda uluslararası alanda itibarını zedeler. Biz yeni baştan kaldığımız yerden mevcut tabanımızla devam ediyoruz. Bu kapatma çağrıları siyasi bir gündem oluşturmaya dönüktür, bizden götüreceği bir şey yoktur. Nihayetin de dinamik, bilinçli, politik, kime, neye oy verdiği ve tercih ettiğini bilen bir tabana sahibiz. Bu tür durumlar bizi güçlendiriyor. Bugüne kadar her kapatmadan sonra büyüyerek, güçlenerek, yeniden siyaset sahnesine çıktık. Kapatırlar mı? Kapatmazlar mı meselesini çok gündemimize almıyoruz. Biz her seferinde yeniden daha güçlü bir şekilde devam etmesini bilen, başaran, geleneği olan bir siyasi partiyiz. Kürt meselesi, partileri kapatmalar son bulmuyor.

HDP Kürt sorununun çözümüne dair politikalarından dolayı mı kapatılmakla tehdit ediliyor. Demokratik siyaset zemininde Kürt meselesi neyin açığa çıkmasını sağlıyor?

Kürt meselesi terörize edilebilecek bir mesele değil. Kürt meselesi, demokrasi meselesidir. Türkiye demokrasisinin düzeyini, seviyesini ortaya koyan turnusol kağıdıdır.

Hükümetin demokratik siyaset zeminini boşa çıkarmaya çalıştığını hep birlikte biliyoruz. Türkiye kamuoyunu ikna etmek için sürekli partimiz kriminalize ediliyor. Biz bu oyuna gelmiyoruz. Bizim varlık gerekçemiz demokratik siyasette ısrar etmedir. Parti olarak Kürt meselesinin demokrasi zeminde, demokratik bir ortamda çözülebileceğini, demokrasinin geleceği ve varlığı için olmazsa olmaz bir mesele olduğunu savunan bir siyasi partiyiz. Kapatılmamız bizi bu zeminden uzaklaştırmıyor, aksine haklılığımızı, doğruluğumuzu ispat ettiği için daha da ısrarlı bir şekilde bu zeminde kalmaya devam ediyoruz. Asla onların bizi çekmeye çalıştığı kulvara, zemine gelmeyeceğiz. Kürt meselesi terörize edilebilecek bir mesele değil. Kürt meselesi, demokrasi meselesidir. Türkiye demokrasisinin düzeyini, seviyesini ortaya koyan turnusol kağıdıdır.

Partinizin Diyarbakır İl Örgütü önünde bekletilenler dönem dönem milletvekillerinizi ve yöneticilerinizi hedef alıyor. Orada ne yapılmak isteniyor?

Yönetenler o kadar çaresiz bir duruma düştü ki Kürt sopasıyla toplumu susturma, milliyetçi, ırkçı, gerici anlayışları empoze etme yetmedi. Dolayısıyla yeni yeni şeyler icat etmeye çalışıyorlar. HDP insanları dağa çıkaran bir parti değil. HDP, tam tersine Kürt meselesinin çözümsüzlüğünün bir sonucu olarak ortaya çıkan dağı demokratik zemine dahil etme, demokratik zemin kanallarını açmaya yönelen bir partidir. Dışarıdan toplanan, hangi vaatlerle getirildikleri tartışılan bir grupla partimizi suçlayan bu yaklaşım çaresizliklerini gösteriyor. Bizimle siyaseten mücadele, rekabet edemeyenler, tüm baskılara rağmen mevcut gücümüzü koruduğumuzu görenler, bu ve benzeri yol ve yöntemlerle partimizi lekelemeye, karalamaya çalışıyorlar. Bu da boşa çıkacaktır. Demokrasi, demokratik zemin denilince, HDP akla geliyor. Demokrasi mücadelesinde her şeyi ile kendini ortaya koyan, bedel ödeyen binlerce siyasetçisi cezaevinde olan siyasi partinin demokrasi ve demokratik siyaset dışında bir şey düşünmesi, arayışa girmesi abesle iştigaldir. Bunu söyleyenlerde bunu biliyor. Ancak yönetememe durumunu Kürt sopasıyla ötelemeye çalışıyorlar. Ama Türkiye toplumu artık bunları görüyor. Çünkü tüm toplumsal sorunların sebebi Kürt meselesinin çözümsüzlüğüdür.

Partiniz, Esenyurt İlçe Örgütü’ne yapılan baskında binada bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın posterleri üzerinden bu kez hedefe konuldu…

Bu ülke resimlerden, Kürt siyasi aktörlerden, tartışmadan korkmamalı. Bu ülke demokrasiye katkı sunacak resme de aktöre de saygı duyup tartışmalı, karşılaşmalı, yüzleşmeli.

Çaresizlik, yönetenleri suni gündemler oluşturmaya itiyor. Daha yakın zamanda İmralı’da masayı kuran, resimleri çeken, kamuoyuna dağıtan devletin kendisiydi. Geçmişte, PKK Lideri Öcalan’ın demokrasi meselesinde tutarlı olduğunu, demokrasi meselesi konusundaki inancının Türkiye’nin geleceğine katkı sunacağını söyleyen hükümet yetkilileriydi, AKP’nin yöneticileriydi. PKK Lideri Öcalan’ın resimlerini biz 20 yıldır görmemiştik, onların çektiği resimlerle biz saçlarının kırlaştığını, hatta dinamikliğini koruduğunu gördük. Resimleri servis edenler, bugün o resimleri kıyamet olarak görüyorlar. Bunu parti kapatma aracı olarak değerlendiriyorlar. Bu ülke resimlerden, Kürt siyasi aktörlerden, tartışmadan korkmamalı. Bu ülke demokrasiye katkı sunacak resme de aktöre de saygı duyup tartışmalı, karşılaşmalı, yüzleşmeli.

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması ve hak ihlallerinin sonlandırılması amacıyla cezaevlerinde başlatılan açlık grevi eylemleri 66’ncı gününe girdi. Cezaevlerinde durum nedir?

Cezaevleri kanayan bir yara, bunu sık sık söylüyorum. İnsan dışında hiçbir canlının uzun süre kalamayacağı, zor koşullar ve şartları barındırıyor. Küçücük, güneş görmeyen hücrelerde, sınırlı saatte havalandırmada gökyüzünü görmesine izin verilen, doğru dürüst beslenmenin, sağlığa erişimin olmadığı, avukat ve aile görüşleri sınırlandırılan, insanların dövüldüğü, kolunun kırıldığı, çıplak aramalara zorlandığı ortamlardır. Türkiye’de demokrasinin ölçüleceği tek yer cezaevleridir. Demokrasinin düzeyi düştükçe, cezaevinde baskılar artıyor. Demokrasi düzeyi yerlerde sürüklendiğinde, cezaevlerindeki vahşette bir artış oluyor. İnsanlar neredeyse ölüme terk ediliyor. Cezaevlerinde açlık grevleri başlamış. Demokrasi olmadığı, insanlar kendini ifade edemediği için bedenini açlık grevine yatırıyorlar.

Cezaevlerindeki açlık grevlerini önemsemek gerekiyor. Toplumun sessizliği, suskunluğu içerideki insanların kendi bedenlerini açlığa yatırmasına neden oluyor. Bu aynı zamanda vicdani sorumluluktur. Devrimciyim, yurtseverim diyen herkesin buna dikkat etmesi gerekiyor. Demokrasi güçleri dışarıda güçlü bir mücadele yürütmesi halinde, cezaevindeki insanlar bedenlerini açlığa yatırmaz. Zaten bin bir problemle, zorlukla dört duvar arasında yaşayan insanların bedenlerini açlığa yatırması kabul edilemez. Bende yaşadım, kaldım. Orada hukuk yok, hakkını arayamıyorsun. Basit sebeplerle hücreler dağıtılıyor, insanlar hücrelere atılıyor. Birincil sebep hükümetin politikaları ancak aynı zamanda insanların suskunluğu da bu açlık grevlerinin başlamasına neden oluyor. Zulüm, faşizm had safhada… Buna karşı cezaevindekiler bir direnişe geçiyor. Bunu önlemenin yolu toplumsal duyarlılık ve toplumsal mücadeledir.

Hükümetin sessiz… Partinizin açlık grevlerine dair bir çalışması var mı?

Merkezi bir komisyon oluşturduk. İçerisinde sağlık, STK ve örgütleme komisyonlarımız var. Hem ailelerle hem de cezaevinde açlık grevindeki insanlarla bir diyalog ortamı kurulmaya çalışılıyor. Onların taleplerinin gerçekleşmesi için kamuoyu oluşturulmaya çalışılıyor. Onların yanında olduğumuzu belirtiyoruz. Sadece yanında olmak değil, onların ortaya koyduğu mücadelenin demokratik, legal toplumsal sahada mücadele yürütenler tarafından savunulması gerekir. Umarım, kötü sonuçlara yol açabilecek ileriki evrelere taşınmaz. Bu konuda hükümet duyarsız. Kamuoyunda duyarlılık yaratmak demokratik kitle örgütlerinin görevidir.

Demokratik Mücadele Programı’nın ardından Şubat ayında yeni bir kampanya başlatacağınızı duyurdunuz. Kampanyanın kapsamı nedir?

Kürt meselesinin çözümüne dair de politikalarımızı Türkiye toplumuna götüreceğiz. Edirne’den Kars’a tüm sorun alanlarının muhataplarıyla yüz yüze gelmeyi, onlarla dayanışma içerisinde olduğumuzu, onların mücadelesinin başarıya ulaşmasında temel meselenin Kürt meselesinin çözümünde olduğunu ortaya koyacağız.

Türkiye’deki sorunlara dair çözüm önerilerini toplumla paylaşmaya, öneri ve eleştirilerini almak için ‘adalet’ kampanyası düzenliyoruz. Bu kampanya her anlamda adalete ihtiyacı olan yoksullara, işsizlere, emekçilere, kadınlara ulaşmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda Kürt meselesinin çözümüne dair de politikalarımızı Türkiye toplumuna götüreceğiz. Bu konu da Edirne’den Kars’a kadar her yeri gezmeyi, tartışmayı, düşünmeyi, tüm sorun alanlarının muhataplarıyla yüz yüze gelmeyi, onlarla dayanışma içerisinde olduğumuzu, onların mücadelesinin başarıya ulaşmasında temel meselenin Kürt meselesinin çözümünde olduğunu ortaya koyacağız. Biz, sorun yaşayanlar, işsizler, anti demokratik uygulamalara maruz kalanlar olarak bir araya gelmediğimiz, ortak mücadele etmediğimiz müddetçe, mevcut gerici, ırkçı karışımı bu iktidarla çok yaşayacağız. Bunu anlatmak gerekiyor. Bu yüzden parti olarak bu kampanya ile birlikte sahaya daha fazla inerek, Türkiye toplumuyla ve toplumsal kesimlerle daha fazla buluşmaya çalışacak.

Muhalefet partileriyle de görüşmeleriniz olacak. Muhalefet partileri uzun zamandır görüşmeler gerçekleştiriyor ancak HDP bu görüşmelerin dışında tutuldu. Türkiye siyasetinde muhalefetin görüşmelerinin illegalize edilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Normalde demokratik teamüller, muhalefette bulunan siyasi partilerin sürekli bir diyalog içerisinde bulunmasını gerektirir. Ülke meseleleri ile ilgili görüş alışverişinde bulunmaları gerektirir. Gerekirse kimi sorunlarda ortak açıklamalar yapılır. Maalesef ülkemizde iktidar muhalefeti öyle bastırmış, öylesine Kürt siyasal partisini onlardan uzak tutan yol ve yöntemler deniyor ki, sanki siyasi partilerle görüşmek, konuşmak, ortak resim vermek bir suçmuş gibi yansıyor ya da yansıtılıyor. Bu konuda siyasi partilerinde ortaya koyduğu tablo, hükümetin mevcut tutumunu geliştiriyor, güçlendiriyor. Biz bunun aşılmasını isteyen bir partiyiz. İlkelerimize, değerlerimize saygısızlık etmediği sürece, Türkiye’de bulunan tüm siyasi partilerle görüşme ve diyalog içerisinde olmayı benimsiyoruz. Bu çerçevede siyasi partilerle dönem dönem görüşüyoruz. Ülke meselelerini tartışıyor, konuşuyor, fikir alışverişinde bulunuyoruz. Hükümetin baskılaması, HDP’yi düşmanlaştırmasına rağmen bunu yapmaya devam edeceğiz. Hem parlamentoda bulunan hem de parlamento dışındaki siyasi partilerle Eş Genel Başkanlarımızın katıldığı görüşmeler planlıyoruz.

Eş Genel Başkanlarınızın programı belli mi?

Bu görüşmelerimiz Şubat ayı başında başlayacak. Eşbaşkanların programlarını yayınlayacağız. Ülkede birçok temel sorun var, iktidarın baskı politikasına karşı siyasi partileri sürekli bir masa etrafında bir araya getirip, tartışmasını gerektirir. Ancak her siyasi parti kendi çeperinde kendi sorunlarıyla meşgul olmak zorunda kalıyor.

Muhalefetin bu durumu neye yol açıyor?

Bu iktidarın ömrünü uzatıyor. İktidarın politikalarını daha rahat hayata geçirmesini sağlıyor. İktidar karşısında güçlü bir muhalefet olmamasından kaynaklı, yalan yanlış politikalara karşı cılız sesler çıkmasına sebep oluyor. Güçlü bir duruş, söylem, ortak bir blok, cephe olmayınca, iktidar babasının çiftliği gibi memleketi yönetmeye çalışıyor. Biraz da bu siyasi partilerin temel sorumluluğundadır. Ana akımda HDP’siz HDP tartışılıyor ve o tartışma programlarında muhalefet partileri oturuyor. Sağ, sol, liberal olması gerekmiyor. Biraz insani değerlere inanan, ilkeleri olan bir siyasi parti dönüp sormaz mı: ‘Burada tartıştığımız partilerin temsilcileri nerede? Yok mu söz söyleyecek, fikirlerini aktaracak kimsesi?’ İşte siyasi partiler mevcut tutumlarıyla iktidarın değirmenine su taşıyorlar. Böyle devam ederse, biz topluma teşhir edeceğiz.

Muhalefet ile yapılacak görüşmelerde bu konu da gündeme gelir mi?

Gündeme gelir mi çok bilmiyorum. Siyasi partiler bu durumda çok iç açı değil. Hiçbir dönemde siyasi partiler böylesine kendi içine kapanık, diğer partinin yaşadığı olumsuzluklara sessiz, sedasız kaldığı bir dönem yaşanmamıştır.

Uzun yıllardır siyaset içerisindesiniz. Siyasi partiler arasında görüşmeler önceki dönemlerde de bu kadar kutuplaşmış halde miydi?

HDP’nin bir bloka destek vermek zorunda olduğunu düşünmek, yanlış bir anlayıştır. Siyasi partiyiz, ilkelerimiz vardır. İlkelerimizin en başında da demokratik Türkiye vardır. Demokratik Türkiye yolunda yapıcı olan siyasi partilerle dayanışma içerisindeyiz.

Kesinlikle hayır. Düşünün bir dönem Mehmet Ağarların kurduğu Doğru Yol Partisi bile cezaevinden çıkan DEP’li milletvekilleriyle görüştü. Tansu Çiller’in partisinden tutalım, rahmetli Necmettin Erbakan, Süleyman Demirel’in partileri dahi bu kadar kapalı değildi. Hükümet baskıcı, otoriter, faşizan, kendisini düşünüyor da hiç mi bizim günahımız yok. Biz ne yapıyoruz, siyasi partiler kulvarındaki mevcut tutumun bu sonuçlarda hiç mi katkısı yok. Bu yanlış, doğru bulmadığımız bir durumdur. Parti olarak yapıcıyız. Görüşmelerimizde hep onu dile getiriyoruz. Görüşmelerde sadece Kürt meselesini tartışmak zorunda değiliz. İdeolojik, politik yaklaşımımızın aynı olması gerekmiyor. Çok farklı da olabilir ama bir mağduriyet, zulüm varsa, bunu demokrasiye inanan, bunu programına alan bir siyasi parti olarak, buna dur demek lazım. Umarım önümüzdeki dönem bunları anlatırız.

HDP’nin bir bloka destek vermek zorunda olduğunu düşünmek, yanlış bir anlayıştır. Siyasi partiyiz, ilkelerimiz vardır. İlkelerimizin en başında da demokratik Türkiye vardır. Bu demokratik Türkiye yolunda yapıcı olan, iş yapan bütün siyasi partilerle dayanışma içerisindeyiz ve olmaya devam edeceğiz. Ama bize karşı suskunluk, toplum tarafından da eleştiriliyor. Siyasi partiler şimdiye kadar iyi bir sınav veremedi, umarım önümüzdeki dönem baskıcı anlayışa karşı asgari ilkelerde dahi olsa bir araya gelmeyi, tartışmayı, konuşmayı ortak fotoğraf vermeyi becerebiliriz.

MA / Berivan Altan

POPÜLER FOTO GALERİLER

1xbet giriş

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları DHA (Dicle Haber Ajansi) kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

İstanbul masaj salonları İzmir masaj salonları Ankara masaj salonları Antalya masaj salonları Balıkesir masaj salonları Bursa masaj salonları Konya masaj salonları Hatay masaj salonları Diyarbakır masaj salonları Çanakkale masaj salonları Tekirdağ masaj salonları Antalya masaj salonları Ankara masaj salonları Samsun masaj salonları Bursa masaj salonları Konya masaj salonları Balıkesir masaj salonları
Çorum escort Çanakkale escort Kütahya escort Batman escort Zonguldak escort Tokat escort Bursa escort Trabzon escort Malatya escort Mardin escort İstanbul escort