Dicle Haber Ajansı

Kırmızı başlıklı kız

Kırmızı başlıklı kız
420
07 Temmuz 2022 - 14:38

Milano belediyesinin temizlik işleri taşeronu olan Mario Chiesa, eşini boşamıştı,
nafakayı ödemiyordu, eşi de intikam almak için savcılığa ihbar mektubu
yazarak, “Mario rüşvetle ihale kapıyor” demişti.
Savcı, dosya üzerinde çalıştı, kadın doğru söylüyordu.
Savcının talimatıyla bir gizli polis işadamı kimliğine sokuldu, Mario’ya temas
kurması sağlandı, Milano belediyesinden alınacak bir ihale karşılığında yedi
milyon liret rüşveti verdi, Mario parayı aldı, tam o sırada suçüstü yapıldı.
Yedi milyon liret, bugünkü parayla sadece üç bin euroydu.
O an için henüz kimse farkında değildi ama, sadece üç bin euroluk rüşvete
suçüstü yapılarak, İtalya’yı temellerinden zangır zangır sarsacak olan “temiz
eller” operasyonu başlamış oldu.
Çünkü… Mario Chiesa’nın bilgisayarına el koyan savcı, gözlerine inanamamıştı,
yedi bin kişilik rüşvet listesi çıkmıştı.
Namuslu savcı hiç tereddüt etmedi, arı kovanına elini soktu.
Mario Chiesa rüşveti topluyor, Milano belediye başkanı Paolo Pillitteri’nin
banka hesabına yatırıyor, belediye ihaleleri de rüşveti verenlere dağıtılıyordu,
trafik böyle işliyordu.
Gerçekten cesaret istiyordu.
İtalya dediğin ülke, mafya cumhuriyetiydi.
Savcılar vuruluyor, hakimler havaya uçuruluyordu.
Gözünü budaktan sakınmayan bu dört savcı kolları sıvadı, beş binden fazla kişi
hakkında yolsuzluk davası açtılar.
Siyasetçilerden mafya babalarına, spor kulübü başkanlarından sanatçılara
kadar, kirliliğe bulaşmış herkesi hakim önüne çıkardılar.
Beş eski başbakan hakkında dava açtılar.
Adalet bakanları, maliye bakanları, dışişleri bakanları, sağlık bakanları, tarım
bakanları, parti genel başkanları, ayrıca 150 milletvekili hakkında dava açtılar.
Tablo korkunçtu.
Rüşvetin bulaşmadığı devlet kurumu kalmamıştı.
Her yıl beş milyar dolardan fazla rüşvet dağıtılıyordu.
Yeniden başbakanlığa aday olan Craxi’nin tek başına 100 milyon dolardan fazla
rüşvet aldığı ortaya çıktı, 30 yıl hapse mahkum edildi ama, Tunus’a kaçtı,
Tunus’ta ölene kadar İtalya’ya dönemedi.
800 işadamı itirafçı oldu.
İnsan içine çıkamayıp intihar eden işadamları oldu.
İntihar eden siyasetçiler oldu.
Partiler kapatıldı.
Geçmişini hafızalardan silmek için adını değiştiren partiler oldu.
Ülke genelinde 400’den fazla belediye meclisi feshedildi.
Yolsuzluk İtalya’da her şeyi kirletmişti ama, bağımsız yargı ve kamu vicdanı
tertemiz kalmayı başarmıştı.
İtalyan halkı, savcı Di Pietro’ya ve ekibine öylesine yürekten sahip çıktı ki, ne
karanlık siyasi güçlerin, ne de mafyanın gücü yetebildi.
Siyaset sahnesinin bütün partileri gırtlağına kadar yolsuzluğa bulaşmışken,
parlamentonun yarısı sanık sandalyesinde oturtulurken, farklı farklı dünya
görüşlerine sahip milyonlarca vatandaş, ülkenin her şehrinde savcı’ya destek
mitingleri düzenledi.
Dünyaya ilham veren, adalet cesareti veren, namuslu siyaset için güç veren
“temiz eller” operasyonu, halkın gücüyle başarıya ulaştı.“Sahtekar gazeteciler Türkiye’de temiz toplum çığırtkanlığı yaparken, halkı
temiz toplum masallarıyla uyuturlarken, ben devrin başbakanıyla ne filmler
çeviriyordum” diyor!

Dindar seçmenleri kafalamaya çalışan sağcı başbakan’ın kumar kasedini,
milletin orasına koyacağını söyleyen müteahhit Mehmet Cengiz’in sicilini,
bunlarla cezaevinde yaptığı pazarlık neticesinde nasıl tahliye edildiğini, serbest
bırakmakla kalmayıp, üstüne beş milyon dolar ödediklerini, parayı Mehmet
Cengiz’in verdiğini anlatıyor, şahitleriyle anlatıyor.

Mehmet Cengiz’in Bankasya’yla al takke ver külah olduğunu, bugün
Bankasya’ya para yatıranları fetocu diye hapse tıkarlarken, Bankasya’yı
yönetenlerin devlette hangi görevlere getirildiğini, milletvekili yapıldığını,
rektör yapıldığını anlatıyor.

Tüpçü’yü anlatıyor, tüpçü’nün babasını anlatıyor, boğularak öldürülen Rum
vatandaşımız Yorgo Papadopulos’u anlatıyor, imar oyunlarıyla kamu
bankalarının hortumlandığını anlatıyor, Türk basınının amiral gemisinin aşk
gemisine döndüğünü anlatıyor, bu memlekette kimlere özel tahsisli plakalar
90’ların başından bugüne kadar, görmek istemeyen gözlere bile projektör
tutuyor… Özellikle son 10 yıldır, Türkiye’ye üşüşen karanlık oligarkları,
memlekette fink atan küresel karaparacıları, vatandaşlık verilen ithal mafyayı,
halının altına süpürülen suikastları, Güney Amerika’dan vızır vızır gelen
uyuşturucu gemilerini, kirli siyasetçileri, kokain baronlarını, narkotik
marinalarını, çökülen otelleri, yasadışı bahis casinocularını, akaryakıt
kaçakçılığını, silah ticaretini, çantacı gazetecileri anlatıyor, bunları anlatmasın
diye kendisini öldürmek için Sırp ve İranlı tetikçiler kiralandığını anlatıyor,
dindar nesil ayaklarına yatan arkadaşların her türlü kepazeliğini deşifre ediyor,
suratlarına vuruyor.

Kırmızı başlıklı kız gerçeğini anlatıyor… “Milletçe, kırmızı başlıklı kız masalındaki
kırmızı başlıklı kızın durumuna düşürüldük, sahtekar gazetecilerin
televizyonlarda anlattığı masallara kanmayın, sizler bu masaldaki kırmızı başlıklı
kızsınız” diyor.

Sedat Peker’in bu vahim iddialarını araştıracak savcı beklenirken, tam tersine…
Sedat Peker’e dava açmaları için savcılara baskı yapıldığı, hatta, Sedat Peker’e
kumpas kurulmasını kabul etmeyen namuslu savcının terfi tenzille sürüldüğü
haberi ortaya çıkıyor.
Türkiye’de neler neler ortaya çıktı, hâlâ gık çıkmıyor.

Görünen o ki…
Temiz eller yetmez.
Türkiye’ye artık temiz lağım operasyonu gerekiyor!

POPÜLER FOTO GALERİLER

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları DHA (Dicle Haber Ajansi) kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.