Dicle Haber Ajansı

Kayıt dışı “din”le mücadele edilmeli

Kayıt dışı “din”le mücadele edilmeli
342
12 Temmuz 2022 - 9:43

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu
üyesi Cemil Çiçek: Kayıt dışı “din”le
mücadele edilmeli
“Şehir şebekesine temiz su vermezsen, klorlamazsan, millet de gider koli basili
olan sudan içer. Diyanet’e çok görev düşüyor.” Bu tespit Cumhurbaşkanlığı
Yüksek İstişare Kurulu üyesi Cemil Çiçek’e ait. Bayramın üçüncü günü
sadece AKP’nin değil Türk siyasetinin etkili isimlerinden Cemil Çiçek’le
konuştum. Çiçek’in dün Milliyet Gazetesi’ne verdiği röportajda (15 Temmuz iyi
aydınlatılmalı. İşin içerisinde gırtlağına kadar müttefikimiz olan devlet var. Ciddi
bir Amerikan planlamasıdır bu. Onun için de iade etmiyorlar foyaları meydana
İletişim Bilgileri

çıkmasın diye…) kurduğu cümleler üzerine gerçekleştirdiğim sohbetten çarpıcı
başlıklar çıktı.
Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu
Söz siyasetin ağır toplarından Cemil Çiçek’te:
DIŞ GÜÇLER VAR AMA: Sayın Cumhurbaşkanımız da haklıolarak dış güçler
vurgusu yapıyor. Evet, 27 Mayıs, 12 Mart vb… Dış güçler var. Ancak… Birinci
tespitim şu: Türkiye tesir katsayısı en yüksek olan coğrafyada. Türkiye
Cumhuriyeti’nin vatan topağı olan coğrafya çok stratejik. İkinci tespitime
geçelim: Önemli dış güçlerin sayısı 7-8’i ya da bir elin parmaklarını geçmez. Bu
7-8 dış gücün birinci sınıf istihbaratçılarının görev yaptığı yer Türkiye. Bu
istihbaratçılar Ankara toptancı halinde salatalık satmıyor. Bunlar yasal ya
da yasal olmayan değişik grupların, organizasyonların içerisinde görev
yapıyor. Bunlara dikkat etmek ve üzerinde durmak gerekiyor.

OSMANLI’DA İSTİHBARAT: Bakın Osmanlı’da istihbarat konusunda bir
araştırma kitabı var mı? Yok! Abdülhamit döneminde olan istihbarat birkaç
cümleyle anlatılıyor. Ancak… Avrupa’da ayaklanmalar olduğunda o zaman
telefon yok, ulaşım zaman alır… Buna rağmen ayaklanmalar çıktığında haber
alınıyor. Bugün de Türkiye’nin içindeki bir kez daha altını çiziyorum, yasal ya da
yasal olmayan organizasyonların içindeki istihbaratçılara bakılmalı.

DİYANET’E ÇOK GÖREV DÜŞÜYOR: Şehir şebekesine temiz su vermezsen,
klorlamazsan, millet de gider koli basili olan sudan içer. Diyanet’e çok görev
düşüyor. Çünkü… 15 Temmuz darbe girişimin ardından hazırlanan
iddianamelerin girişine bakın, 60-70 sayfada ne yazıyor? Rüyalar üzerinden din
anlatılıyor. Fetullah Gülen’in örgütlenmesinin Kestanepazarı’nda başlaığı, dini
söylemler vs… Rüyalar üzerinden kurgulanan hareket. Önemli ilahiyatçılardan
Prof. Mustafa Öztürk, Fetullah Çatı İddianamesi’nde bilirkişiydi ve yaptığı
tespitler çok önemli. Osmanlı, Selçuklu döneminde bile bazı yapıların dini
rüyalar üzerinden anlattığını görüyoruz.

İMAM MATÜRİDİ’Yİ BİLMEK: Normal şartlarda 1 kilogram eşittir 1000 gram
değil mi? Ama… Ne diyorlar, ne öneriyorlar? “Falanca zat biliyor” diyorlar ama
İmam Matüridi’yi bilmiyorlar. (İmam Matüridi, Hanefi mezhebinin kurucusu
İmam-ı Azam’ı takip eden İslam alimi). 15 Temmuz sürecindeki en büyük
eksiklik dini eğitim! Dini eğitim şart. Çoğu, rüyalar üzerinden konuşuyor. Yahu
din rüyalar üzerinden anlatılır mı? İlahiyatçılarımız var, imam hatipler var ama
Matüridi anlatılmıyor! Mehmet Görmez, Ali Bardakoğlu gibi isimlerle görüşün.

EKONOMİ-SİYASET-DİN: 15 Temmuz’un ceza hukuku bölümü tamam. 251
şehit, binlerce yaralı var! Bombaladılar, öldürdüler yani 8-10 çeşit ceza hukuku
alanında kou var. Bir de olayın sosyolojik, eğitim, din boyutu var. Siyasetin bu
konuda eksikleri neler? Bunlara bakmak şart. Çünkü bu konu partiler üstü.
Geçmiş darbelere bakmak lazım ama 15 Temmuz’u ayrı bir yere koyup
incelemek gerekiyor. Bu noktada nasıl “ekonomide kayıt dışı” diyorsak, “siyaset
de kayıt dışı” diyorsak, din konusunda da kayıt dışıyla mücadele edilmeli. 15
Temmuz’da (bugün barıştık denildi) ABD, Batı ve Müslüman dediğimiz ülkeler

var. Tamam dış politikada ebedi düşman veya dost yoktur ama… Daha önce de
söyledim: Terörün arkasında bazen aynı kıbleye yöneldiğimiz, bazen aynı
ittifak içerisinde olduğumuz, bazen de her ikisi birden olan uluslararası
güçler var. Türkiye’nin uğraştığı 3-5 örgüt değil, PKK’nın arkasında 28 devlet
var. Bunu bilesiniz. Türkiye bu 28 devletle uğraşıyor.
Darbe girişiminden 3 ay önce “kayıt dışı” uyarısı
Cemil Çiçek, “kayıt dışı din” tanımını 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden üç ay
önce gündeme getirmişti ve şu tespitleri yapmıştı: “… Türkiye’de 3 şeyin kayıt
altına alınması lazım. Ekonomi kayıt altında olacak. Bütün çabalara rağmen
ülkenin üçte biri, kayıt dışı. Ekonomi kayıt dışı ise siyaset de kayıt dışı hale
geliyor. İkincisi, yine kayıt dışı iktidarlardan nemalanmaya alışmış çevrelerin
ortaya koyduğu bir tablo var. Hükümetler yıktılar, hükümetler devirdiler, bakan
tayin ettiler. Başbakan atamaya kalktılar. Türkiye’yi büyük bir kaos içerisine
soktular. Üçüncüsü Türkiye’de sosyolojik gruplar, cemaatler var. Bunların görevi
gereği, siyaset yapmamaları gerekiyor. Sizden benden para toplarken işte ne
derler, ‘iyi insan yetiştireceğiz’, ‘Müslüman gençlik yetiştireceğiz’. Bundan da

kayıt dışına dönüşürler. Eğer devleti yönetmek istiyorlarsa, o zaman devletin
kuralları çerçevesinde siyaset yapmaları gerekir. (25 Nisan 2016)”
“Tarikat ve cemaatlerin en son derdi din” diyen ilahiyatçı
Cemil Çiçek’le sohbetimde “Önemli ilahiyatçılardan Prof. Mustafa Öztürk,
Fetullah Çatı İddianamesi’nde bilirkişiydi ve yaptığı tespitler çok önemli”
cümlesi şu nedenden dolayı anlaşılmalı. Prof. Öztürk şu tespitleri yapmıştı: “…
Mustafa Öztürk

Dindarlık profesyonelleşince ikiyüzlülük oluyor. Bezirganlık oluyor. Din
üzerinden rant, iktidar devşirmek oluyor. Din üzerinden her türlü melaneti
yapıp dinle onun üzerini örtme girişimi oluyor. Tarikat ve cemaatlerin en son
derdi din. Onların derdi, kolundan, bacağından, parmağından, etkili bir
uzvundan devlete kene gibi yapışmak, devlet içinde devletçikler kurmak, bir
iktidar hırsıyla oraya abanmak. Paralel devlet yapılanması (PDY) denen çatı
iddianamesinin bilirkişi raporunu yazmıştım. Yaklaşık 200 sayfa. Keza bu
17-25 Aralık sürecinde ‘haşhaşi’ tanımlaması da dahil, çok ağır sözler ettim.

Meclis Darbe Komisyonu’ndaki rapor heyetinde de vardım. Fakat o
komisyondaki konuşmam dönemin AKP’li milletvekillerinin pek hoşuna
gitmedi. Oradaki görevim, konuştuktan sonra son buldu… Devlet ve siyaset,
dini grup ve yapılarla kapalı kapılar arkasında seçim üzerine kirli pazarlıklar ve
alışverişe girme huyundan lütfen vazgeçsin demiştim. (5 Nisan 2021)”
Hatırlatayım: Prof. Mustafa Öztürk bu tespitlerinin ardından Türkiye’den ayrıldı
ve Almanya’da yaşamaya başladı!

POPÜLER FOTO GALERİLER

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları DHA (Dicle Haber Ajansi) kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.